Bir acidan da sansli hissediyorum kendimi. Neden sorusunu sormak her baba yigidin harci degildir cunku. Kafa yormak gerektirir, dusunmek gerektirir, bir beynin oldugunu ve kullanman gerektigini hatirlatir sana "Neden?" sorusu... En amiyane tabiriyle "got ister" "neden? "demek. Cogu insan sorgulayacak kadar cesur degildir cunku. Kolayina kacmaya o kadar alismistir ki gerek duymaz, daha dogrusu duymak istemez, "neden?" demeye...
Rahatsiz eder insani "neden?" demek. Yolunda gitmeyen bir seyleri gozune gozune sokar bu soru kelimesi. Sikinti canlari calar zihninde ve baslarsin haldir haldir dusunmeye, sorgulamaya...
Bir bakis, bir sozcuk, bazen bir durus gunlerce sorgulatir sana kavramlari. Gunler yetmez aylar kosar imdadina; yetmez yillar eslik eder sana. Sen bir arpa boyu yol alamazsin; ama sorgulamaktan da vazgecemezsin....
Oyle anlar geliyor ki hayatimdan bu soruyu atmak istiyorum. Fazla yordugunu hissediyorum beni. Kavramlari irdeleye irdeleye bunaliyorum belli bir sure sonra.
Geciyorum kavramlari hayattaki iliskilerime bakiyorum: kardes olarak, evlat olarak, sevgili olarak. Insanlar surekli konusuyor, istekte bulunuyor, sikayet ediyor; ama sorgulama yok. Sadece lafazanlik! Oyle zamanlar oluyor ki " Neden ayni dili konusup farkli anlamlar cikartiyoruz?" demek zorunda kaliyorum. Her dusunceye, hal ve harekete o kadar acilim getirmeye calisirken sira ayni isi karsimdaki kisilerin yapmasina gelince karsilastigim tek sey "NEDEN SUCLAMA" oluyor?
Anlasilmasi cok zor biri oldugumu dusunmuyorum; ama anlatmakta zorlandigimin farkindayim. Huzur istiyorum artik. Cumle kurdugumda anlasilmak. Sorgulamadan yasamak...
Yine nevrotik bulutlar kaplamaya basladi beni blog, farkindayim. "Nedenlerin cunkulerine kavustugu bir dunya dilegiyle"...